ANASAYFA       SONDAKİKA       GÜNDEM       MAGAZİN       SİYASET       SPOR

losev

19 Tem 2017

MHP’ye toplu istifa şoku! Tam 200 kişi...

Balıkesir'in Bigadiç İlçesi'nde, İlçe Başkanı Vedat Bayraktar ve yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 200 kişi, MHP'den istifa etti. İstifa açıklamasında parti yönetimine ilişkin çok sert sözler sarf edildi.

MHP Bigadiç İlçe Başkanı Vedat Bayraktar ile birlikte 200 kişi, MHP’den istifa ettiklerini açıkladı. MHP Genel Merkezi tarafından Ekim 2016’da ilçe başkanlığı görevine atandığını anlatan Vedat Bayraktar, 17 Mayıs 2017’de yapılan kongreye tek liste girerek yeni yönetimiyle birlikte görevi aldıklarını hatırlattı.

MHP Bigadiç İlçe Başkanlığı’na üye 200 kişiyle birlikte toplu istifa kararlarının nedenlerini sıralayan Vedat Bayraktar, şöyle konuştu:

"7 Haziran’da yapılan genel seçimlerden sonra AK Partili yöneticiler partimizin aleyhine toplum üzerinde bir algı oluşturdu. Bu süreci parti olarak sağlıklı yönetemedik. Erken seçim kararı alındıktan sonra propagandada etkili olamadık. 1 Kasım’daki seçimlerde PKK’nın ürünü olan partinin gerisinde kaldık. MHP’ye oy veren seçmen ve ülkücü hareket mensupları yok sayılarak olağanüstü kongre talebinde bulunan il ve ilçe teşkilatlarının MHP Genel Merkezi tarafından görevlerine son verildi. Bir tek ülkücüyü bile dışlama gibi bir lüksün olmadığı bu dönemde ülkücüler pasifize edilmeye çalışıldı. Balıkesir il kongresinde divan başkanı olan Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal tarafından il başkanlığına aday olan Mustafa Ozan Dereli’nin adaylığı çeşitli entrikalarla kabul edilmedi. Bu tür ayak oyunlarını bir ülkücüye yakıştıramadığımız gibi aynı düşüncede olan genel merkez ve yöneticileriyle birlikte çalışmamız mümkün olmadığından Bigadiç İlçe Teşkilatı olarak 200 üyemiz ile birlikte topluca istifa ediyoruz. Aldığımız bu karar vatanımıza, milletimize hayırlı olsun.”



DHA

21 Haz 2017

Hakan Şükür'e verilen fahri doktora unvanı geri alındı!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nce (ÇOMÜ) Hakan Şükür'e verilen fahri doktora unvanı geri alındı.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Senatosu, 2012 yılında Hakan Şükür'e verilen fahri doktorayı geri aldı. ÇOMÜ Senatosu, eski futbolcu Hakan Şükür ile ilgili kararı, FETÖ ile ilişkisi nedeniyle aldı.

Rektörlük'ten yapılan açıklamada, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, hakkında yakalama kararı çıkarılan eski milletvekili ve futbolcu Hakan Şükür'e, 2012 yılında fahri doktora unvanı verildiği belirtildi.

Kararın, ÇOMÜ senatosunca alındığının vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Ülkemizde devlet ve diğer kurumlar içerisinde gayri meşru bir şekilde yapılanmış FETÖ ile ilişkisi konusunda kamuoyunda ve üniversitemizde oluşmuş kanaat nedeni ile üniversitemiz senatosunun 2012 yılındaki kararı ile Hakan Şükür'e verilmiş olan fahri doktora unvanının geri alınmasına oy birliği ile karar verildi."

14 Haz 2017

Kılıçdaroğlu'dan Enis Berberoğlu'na telefon: Moralini bozma arkandayız!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nu telefonla aradı.

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında MİT'e ait TIR'ların durdurulmasıyla ilgili görüntülere ilişkin davada tutuklama kararı çıktı. Enis Berberoğlu'na 25 yıl hapis cezası verildi.

KILIÇDAROĞLU: MORALİNİ BOZMA ARKANDAYIZ

Kararın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nu telefonla aradı. Kılıçdaroğlu, “Moralini bozma arkandayız. Özgürlüğüne kavuşana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

25 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ

Gizli yapılan ve izleyici alınmayan duruşmada kararını açıklayan mahkeme Beberoğlu'nun "Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadiyla açıklamak" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Cezada indirime giden mahkeme 25 yıl hapis cezası verdiği Berberoğlu'nun kararla birlikte tutuklanmasına karar verdi.

CHP'LİLER MECLİS GENEL KURULU'NU TERK ETTİ

Tutuklama haberi sonrası CHP Grubu Meclis'te olağanüstü toplandı. Ardından Meclis Genel Kurulu'na gelen CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel “Bu davanın savcısı da, müdahili de, şikayetçisi de aynı kişidir. Bu karar etkin olan faşizmin tescilidir. CHP tarihi boyunca olduğu gibi faşizmle mücadele edecektir. Biz güçlüyüz biz kazanacağız” diye konuştu. CHP'li vekiller konuşma sonrası Meclis Genel Kurulu'nu terk etti.

İşte Özgür Özel'in açıklamaları ve CHP'li vekillerin Meclis Genel Kurulu'nu terk ettiği anlar:


21 May 2017

Türkiye'den Ukrayna'ya kimlikle seyahat başlıyor! (Pasaportsuz seyahat)

Ukrayna ile Türkiye arasında pasaportsuz seyahat uygulamasının önümüzdeki haftalarda başlamasının beklendiği açıklandı.

Ukrayna Devlet Göçmen Servisi Başkanı Maksim Sokolyuk, Ukrayna ile Türkiye arasında yeni kimlik kartlarıyla pasaportsuz seyahat döneminin bir iki hafta içinde başlamasının beklendiğini duyurdu.

Ukraynalı yetkili, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye, Ukrayna ile çipli kimlik kartlarıyla karşılıklı pasaportsuz seyahat uygulamasını 20 Mayıs tarihinde onayladı. Dışişleri Bakanlığından resmi tarihi bekliyoruz. Bir iki hafta içinde uygulamanın başlayacağını düşünüyorum dedi.

Ukrayna, söz konusu uygulamayı 17 Mayıs tarihinde onaylamıştı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Vatandaşların Karşılıklı Seyahatlerine İlişkin Usullere Dair Anlaşma, 14 Mart 2017 tarihinde Ankarada Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Mehmet Samsar ile Ukraynanın Ankara Büyükelçisi Andriy Sıbiga tarafından imzalanmıştı.

24 Nis 2017

Erivan’da Türk bayrağını ateşe verdiler!

Ermenistan'ın başkenti Erivan'da Ermeni olaylarını anma etkinliğinde, Türkiye ve Azerbaycan bayrakları yakıldı.

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da sözde soykırımın 102. yıldönümünü anma etkinliği düzenleyen gruplar, Türkiye ve Azerbaycan bayraklarını yaktı.

17. KEZ DÜZENLENDİ

Erivan’da bu yıl 17. kez sözde soykırım anısına düzenlenen meşaleli yürüyüşe, Ermenistan’ın iktidar partisi olan Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi’nin gençlik örgütünün yanısıra, Taşnaksütyun partisi gençlik kolu, Yerkir Tsirani partisi üyeleri ve Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ’dan ve Ermeni diasporasından kişiler katıldı.

BAYRAKLARI ATEŞE VERDİLER

Erivan’ın merkezindeki Özgürlük Meydanı’nda başlayan gösterilerde göstericiler, Türk ve Azerbaycan bayraklarını ateşe verdi. Gösteriler, iki saat sürdü.

2 Mar 2017

Almanya'ya nota: Alman Büyükelçi Dışişleri'ne çağrıldı!

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Almanya’da Türk vatandaşlarla toplantı yapmalarına izin verilmemesi nedeniyle Ankara Berlin yönetimine sert diplomatik tepki gösterdi.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann, akşam Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Bakanlıkta Avrupa ile ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay tarafından kabul edilen Erdmann’a Türkiye’nin protestosu hem sözlü hem de yazılı nota ile iletildi.

Türkiye iki bakanın vatandaşlarla yapacağı toplantıya izin verilmemesini demokratik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi ifade özgürlüğüne aykırı bir tutum olduğunu da vurguladı.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin Gaggenau kentinde bu akşam yapılması öngörülen ve konuşmacı olarak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın katılacağı duyurulan toplantı için verilen izin geri çekildi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin katılacağı bildirilen toplantı için ise salon verilmedi.

17 Ara 2016

Abdullah Gül: Milletimiz teröre boyun eğmeyecek!

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den Kayseri'de çarşı iznine çıkan askerleri taşıyan otobüse bombalı araçla düzenlenen alçak saldırıya ilişkin "Milletimiz asla teröre boyun eğmeyecektir" dedi.

Kayserili olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Twitter'dan yaptığı açıklamada,

"Devletimiz ve aziz milletimiz asla teröre boyun eğmeyecektir. Şehitlerimize rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Acımız derin.

Huzur kentimiz Kayseri'de askerlerimize karşı bu terör saldırısını yapanlara lanet olsun."dedi.

İşte o tweetler:

             

3 Ara 2016

Abdullah Gül'den önemli açıklamalar!

Abdullah Gül, CNN TÜRK'te Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı. Kayseri'deki 'Abdullah Gül Müzesi'nde konuşan Gül yeni parti kurmak için Ürdün'de Tony Blair'le görüştüğü iddialarına yanıt verdi.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kayseri'de 'Abdullah Gül Müzesi'nde Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı. Dünya ve Türkiye meselelerini değerlendiren Gül yeni parti iddiasına da yanıt verdi.

"PARTİ KURMAYI İYİ BİLİRİM"

Gül, yeni parti kuracağı iddialarını bir kez daha yalanlayarak, "Tabii ki bütün tecrübelerimi bir kenara koyacak değilim. Önce beni tanıyanlar şunu bilmesi gerekir ki, ben yerli bir insanım. Kendi değerlerimize inanan bir insanım. Bununla birlikte, Batı'yı, demokrasiyi ve hukuku çok iyi bilirim. Ben eğer siyaset yapacak olsam Batı'dan Avrupa'dan değil, kendi halkımdan destek alırım. 40 kere soruldu ve cevap verdim defalarca siyaseti bıraktım diye. Parti nasıl kurulur çok iyi bilirim. Böyle bir niyetim yok" dedi. Gül, "Son dönemde Türkiye maalesef dış politikada içe kapanmış durumda" diye konuştu.

                                    


"İNSAN BAZEN GERÇEKTEN HAYRET EDİYOR"

Müzede sergilenen fotoğraflardan biri. Gül, gençlik yıllarında Necip Fazıl Kısakürek ile birlikte.Gül, sosyal medyada fenomen olan "İnsan bazen gerçekten hayret ediyor" tweetine ilişkin olarak, "İnsan ama gerçekten bazen hayret ediyor" yorumunda bulundu.

"TAVRIMIN CESARETSİZLİKLE İLGİSİ YOK"

Gül, bazı çevrelerin çok sert çıkışlar yapmamasını "cesaretsizlik" olarak nitelemesinin doğru olmadığını belirterek, "Tavrımın cesaretle bir ilgisi yok, herkesin bir stili ve çizgisi var" ifadesini kullandı.

"KAYGILARIMI CUMHURBAŞKANI'NA İLETİYORUM"

Gül, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin olarak, Bu Türkiye'ye vurulmuş büyük bir darbedir. Ancak tabii suçlu ve suçsuz ayrımı çok önemli. Bunlara dikkat edilmesi gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımıza da zaman zaman bu konudaki kaygılarımı iletiyorum" dedi.

ABDULLAH GÜL'DEN İDAM ÇIKIŞI

Son dönemde sıkça gündeme getirilen idam tartışmasıyla ilgili Abdullah Gül şunları söyledi: Bu çok tartışmalı bir mevzu. Türkiye bu konuları aştı. Tekrar idamı geri getirmenin Türkiye'ye bir yük olacağı kanaatindeyim. Pek olacağını da zannetmiyorum açıkçası. ​

SÖZYLEŞİ KAYSERİ'DEKİ MÜZEDE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR

Söyleşi, yarın (4 Aralık 2016) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açılışını yapacağı Kayseri'deki Abdullah Gül Müzesi ve Kütüphanesi'nde gerçekleşiyor. Müzenin mimari Emre Arolat, küratörü ise Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Hasan Bülent Kahraman. Açılışa eski Almanya Başbakanı Schröder ve eski Yunanistan Başbakanı Papandreu'nun da aralarında bulunduğu dünyanın önde gelen siyasetçileri katılacak. Gül, müzeyi tanımlarken, "Burayı bir demokrasi müzesi olarak görüyoruz" dedi.

PARTİ KURACAK İDDİALARINA ÇOK SERT ÇIKMIŞTI

Gül'ün adı son dönemde yeni bir parti kuracağı iddiaları ile gündeme gelmişti. Akit TV, Gül’ün, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Mehmet Şimşek, Mehmet Ali Şahin ve Beşir Atalay’ı da yanına alacağını öne sürmüş, parti çalışmaları için Ürdün’de eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'le görüştüğünü iddia etmişti. Ancak Gül, bu iddiayı sert bir dille yalanlayarak, "Asılsız, yalan ve fitne odaklı bu haberin amacının ne olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum" demişti.

22 Kas 2016

Hakan Şükür'ün uğrak mekanı himmetin merkezi çıktı!

FETÖ davasında eczacı Denizhan Akaltun'un eczanesinin örgütün himmet merkezi olarak kullanıldığı ve Hakan Şükür'ün de buraya sık sık geldiği belirtildi.
Hakan Şükür'ün uğrak mekanı himmetin merkezi çıktı
Ortaköy Özsüt'ün de sahibi olan Akaltun'un eczaneye sadece hasılatı ve örgüt adına toplanan paraları almak için uğradığı kaydedildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianameye göre Denizhan Akaltun Güngören Eczanesi'nin, eşi Pelin Akaltun da Akaltun Eczanesi'nin sahibiydi. Başta ABD ve Afrika olmak üzere sık sık yurtdışına giden Denizhan Akaltun eczanesine örgüt abla ve abilerinin getirdiği paraları toplamak için uğrardı. Sabah'ın haberine göre; çiftin evlerinde örgüt dökümanları bulundu. Denizhan Akaltun'un FETÖ elebaşısını ziyaret ettiği de belirlendi.

21 Kas 2016

CHP'den cinsel istismar düzenlemesiyle ilgili yeni açıklama!

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök: AKP, cinsel istismar önergesini geri çekmezse, düzenlemeyi şekil yönünden acil olarak Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağız
                            
Kamuoyunda büyük tepki çeken cinsel istismar düzenlemesiyle ilgil CHP, yeni bir karar aldı. Düzenlemeyi hazırlayan AK Parti'nin teklifi geri çekmemesi halinde CHP düzenlemeyi şekil yönünde acil olarak Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini açıkladı.

Gece yarısı AK Parti tarafından Meclis Genel Kurulu'na getirilen teklif, CHP, MHP ve HDP'li vekillerin sert tepkisini çekmişti. Ünlü ünsüz bir çok ismin de sosyal medyada düzenlemeye isyan etmesinin ardından Başbakan Binali Yıldırım parti yetkililerine talimat vererek düzenlemenin muhalefet partileriyle görüşülmesini istemişti.

18 Kas 2016

Kadınlar tecavüzcüleri hapisten çıkaracak tasarıya karşı sesini yükseltiyor!

Dün gece Meclis'te kabul edilen önerge 'tecavüzcüye istismarda bulunduğu kişi ile evlenerek cezadan kurtulma imkanı veriliyor' tartışmalarına neden oldu. Önergeye tepkiler yağıyor.

Türk Ceza Kanunu'nda, cinsel istismar suçunda mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenlemeye tepkiler yağıyor.

posta.com.tr yazarları da "Tecavüz Meşrulaştırılamaz" diyerek bu skandal karara tepkilerini yazılarıyla koyuyor.

"TÜM KADINLARA SESLENİYORUM!.."

İşte yazarlarımızın yazıları:

DERYA ÖZEL

Dün gece biz mışıl mışıl uyurken yine korkunç bir yasa daha onaylandı. Daha geçen ay otobüste şort giydiği için tekmeleyerek bir kızı döven adamın haberlerine köpürürken, o adamın 2 defa tutuklanıp, iki defa serbest kalışına şahit olduk. İçimize oturdu serbest kalışı. Çünkü biliyorduk ki o şahıs serbest kaldığında, kıyafetimizi beğenmeyen her adamın bize tekme atma hakkı doğacaktı. Aynı günlerde "Anne terliği" silah sayıldı. Oğluna terlik fırlatan bir anne, oğlunun suç duyurusu sonrası ceza aldı. Önce komik bulduğum bu haberin aslında daha vahim senaryoların bir girizgahı olduğunu farkettiğimde sinirimden patlıyordum. Sonunda çok daha korkunç bir şey oldu. Tecavüzcüleri koruyan bir yasa meclisten geçiverdi. Bundan böyle tecavüz eden şahıs, tecavüz ettiği kişiyle evlendirilirse cezadan kurtulacak!

Bu ülkede hem çocuk, hem de kadın haklarının yeteri kadar suistimal edildiği yetmiyormuş gibi, bir de gece operasyonuyla meclisten korkunç bir yasa çıktı! Bundan sonra çocuğa tecavüz eden sapık, o çocukla evlendirilerek cezadan kurtulabilecek! Eğer sen de bu korkunç yasayı onaylıyorsan, benim gözümde o tecavüzcüden farkın yoktur!

SESİNİ ÇIKAR ARTIK

Şimdi sana soruyorum; 9 aylık tecavüze uğrayan bebek iç organları patlayarak ölmeseydi, tecavüzcüsüyle mi evlendirilecekti? Ya da 5 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki kız hangi tecavüzcüyle evlendirilecek? 5'iyle birden mi? Bu yazıyı okuyup da vicdanın sızlamadıysa, tüylerin diken diken olmadıysa, sende de bir problem var demektir!

Beni temsil ettiğini iddia eden hiçbir millet vekili bu yasayı onaylamamalıydı. Tüm kadınlara sesleniyorum; çocuğun var ya da yok önemli değil, hangi partiye oy verdiğinin de zerre önemi yok, işler değişti. Elini vicdanına koy ve saçlarını bile okşamaya kıyamadığın çocukların haklarını sen koru. Sesini çıkar artık, avazın çıktığı kadar bu vahşiliğe bağır! Yoksa sokakta eli bilmem neresinde dolaşıp, önüne gelene tecavüz edeceğini sanan sapıklarla yaşayacağız!

"ANNEYİM BEN!"

SELİN ÇAKIR

Doğurup kucağıma aldığım gün anne olmadım. Çocuğumun içimde büyüdüğünü öğrendiğim an oldum. Attığım adıma, içtiğim suya, yediğim her şeye kendimden önce bebeğim için dikkat ettim.

Yirmi dört yaşıma kadar asla sırt üstü uyuyamam diyordum. Uyudum. Hem de tam 280 gece boyunca sırt üstü uyudum. Günde iki litre su mu içilir diyordum. İçtim. Hem de 280 gün boyunca her gün tam on iki bardak su içtim.

Sana desem ki içinde senden ayrı bir canlı daha olacak, kımıldayacak, senin kanından canından beslenecek korkarsın. Bir bilim kurgu filminin sahnesi diye düşünürsün değil mi? Öyle değil. Ne oluyor biliyor musun? Bir mucizeyi yaşıyorsun. Hayata çok daha sıkı tutunuyorsun. O içinde kıpırdadıkça yaşamın güzelliklerine daha çok teslim oluyorsun. Hatırlıyorum; son aylarda dakikalaraca izlerdim bebeğimin içimdeki varlığını. Konuşur, masallar anlatırdım. Dünyaya geldiğinde her şeyin ne kadar güzel olacağını söylerdim. Onu kucağıma ilk aldığım anda ne hissedeceğimi hayal etmeye çalışırdım ve bunu her yaptığımda midemden boğazıma bir kelebek sürüsü yükselirdi. Oysa kelebeklerin en güzeli içimdeydi...

ÇEKİN ELLERİNİZİ ÇOCUKLARIMIZDAN

Sonra doğdu. Anladım ki kucağıma ilk verdikleri an hissedeceğim duyguyu hayal etmem asla mümkün değilmiş. Bu anlatılmaz yaşanır bir duyguymuş. Yanıma getirip cennet kokusunu burnuma yaklaştırdıklarında ağlarken çenesi öyle çok titriyordu ki kalbim ezilmişti. Ameliyathane soğuktu ve bebeğim çok üşümüştü. Birden hıçkırarak ağlamaya başlamıştım. ‘Ne olur sarın, ne olur giydirin çok üşüyor’ demiştim.

İki çocuk getirdim bu dünyaya. İkisinde de hazzına doyulmaz duygular yaşadım. Şimdi biri 8 yaşında, diğeri 6 ama sanki onlarsız bir hayatım olmamış. Onlardan öncem yokmuş gibi...

O yüzden de benim doğurduğum evlatlar için, asla doğuramayacak olan bir erkek topluluğu hüküm veremez. Benim doğurduğum evlatlar için ‘anne’ olmanın ne demek olduğunu asla bilemeyecek birileri karara varamaz. Çekin ellerinizi çocuklarımızın üzerinden. Uzak durun.

TECAVÜZÜN HER TÜRLÜSÜ

Ben ‘tecavüz’ kelimesini ‘çocuk’ kelimesiyle aynı cümle içinde kullanırken bile kusmamak için kendimi zor tutuyorken siz yavrularımıza bu kötülüğü yapamazsınız! Tecavüzün her türlüsü suçtur ve en ağır cezaları hak eder.

O kararın altına imza atan hiç kimse ben ‘babayım’ diye dolaşmasın ortalıkta. Çünkü bunu yapan asla ‘baba’ olamamıştır. Sadece o çocuğun dünyaya gelmesi için katkı sağlamıştır.

Benim doğurduğum evlada uzanacak o pis eli kırması gerekenler kırmıyorsa, ben gözümü kırpmadan yaparım bunu. Ve vicdanım bir gram dahi sızlamaz!

KÜBRA AKALIN

Sevgili Aksu Bora bugün şöye yazıyordu Twitter'da; "Tecavüzün suç olduğunu söylemek zorunda kalmak ağırıma gidiyor."

Evet, kadın olarak insan olarak hepimizin ağırını gidiyor. İnsan olan herkesin "ama" "fakat" demeden bu önergeye karşı durmazı gerek! Bunun ötesi yok! Ne yazık ki bu önergenin konuşulup tartışılması dahi pedofili ve tecavüze teşvik etmektir.

NAZLI ERDOL
'İnsan' olmak

Yine nutkum tutuldu. Türkiye'de yaşayıp da bu duyguyu sıkça yaşamamak maalesef mümkün değil.

Tartışılmasına gerek dahi olmayan, gündeme getirirken utanılması gereken konuları konuşuyoruz. Konuşmakla kalmıyor bunu Meclis'e taşıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "cinsel istismar suçunda, mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenleme"nin ne işi var? Yazmaya elim varmıyor...

Tecavüz gibi aşağılık bir suçun bu şekilde ödüllendirilmesi, söz konusu olamaz, olmamalı. Kadına, erkeğe, çocuğa, hayvana ya da haklara... Tecavüz bir suçtur ve meşrulaştırılamaz.

Öncelikle anneler ve babalar; çocuk sahibi olmayı hayal edenler ve birazcık da olsa vicdanı olanlar bu yasaya karşı durmalıdır. Çünkü bu herhangi bir partinin taraftarı olmaktan çok farklı bir durum. Bu sadece "insan" olmakla ilgili. Vicdanınızı dinleyin ve ses verin.

SENİM TANAY KARAKUŞ
Anlamaya çalışmak bile utanç verici

"Cebir, tehdit, hile ve iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın" yazıyor önergede. Tecavüz edenin masumluğu, bize maalesef bu ifadeler üzerinden anlatılmaya çalışılıyor. Ya tecavüze uğrayan 11-12 yaşında bir çocuksa? Bir yetişkinin çocuğa cinsel davranışında cebir, tehdit olmasa dahi suçtur!!! Bir de erkek çocuklarının uğradığı cinsel istismarı düşününce tablo iyice vahimleşiyor, çirkinleşiyor.

"Evlen, kurtul" diyerek, geçici madde diyerek en temel insanlık haklarının üzerine basa basa bize tecavüzü, pedofiliyi makul göstermeye çalışan bu durumu, anlamaya çalışmak bile utanç verici.

17 Kas 2016

AK Parti ile CHP arasında 'İzmir kızları' tartışması!

AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Mehmet Tozlu'nun bir televizyon programında "Bu şehrin eskiden kızları bile güzeldi. Artık kızları bile kalmadı" sözlerine CHP'den büyük tepki geldi.

İzmir’de Ak Partili yöneticiler ile CHP’liler arasında ’İzmir’in kızları’ tartışması çıktı. AK Parti İl Başkan Yardımcısı Mehmet Tozlu’nun bir televizyon programında yerel yönetimleri eleştirirken "Bu şehrin eskiden kızları bile güzeldi. Artık kızları bile kalmadı" sözlerine CHP’li kadınlardan tepki geldi. x

ESKİDEN DE GÜZELDİK ŞİMDİ DE GÜZELİZ

CHP İzmir İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nurşen Balcı, MYK üyesi Perihan Yardımcı ve Yerel Yönetimlerden sorumlu il yöneticisi Dilek Bilgin, Mehmet Tozlu’ya cevap verdi. Nurşen Balcı, Mehmet Tozlu’nun talihsiz açıklamalar yaptığını belirterek şunları söyledi: "Nedense AKP’lilerin İzmir’le ilgili alakasız benzetmelerine ilk kez tanık olmuyoruz. İzmirimiz için daha önce de ’Gavur İzmir’ ve ’Sümüklü bir çocuk’ gibi benzetmeler yapan AKP’liler vardı. Bunun nedeni de İzmirlilerin kendileri gibi düşünmemeleridir. İzmirlilerin ülkede neler olduğunun farkında, İzmirli kadınlar da farkında ve inandıkları değerlerden asla vazgeçmeyecek. Onun için biz İzmirli kadınlar hepimiz güzeliz, eskiden de güzeldik; şimdi de güzeliz. Bizim güzelliğimiz öncelikle düşüncelerimizde ama bunu görebilmek gerekir. Bunu herkes böyle bilmeli. İzmir’in kadınları ’ben bilirim’ der ’beyim bilir’ demez."

İZMİR'İ ÇİRKİNLİĞE TESLİM ETMEYİZ

Nurşen Balcı, Mehmet Tozlu’nun İzmir’in yerel yönetim eleştirilerinin de doğru olmadığını, CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik yaptığını söyledi. Mehmet Tozlu’nun kentin ışıltısı kalmadığı sözlerine ise "Tozlu ışıltıdan ne anlıyor acaba? Büyük binalar dikilip, AVM yapılabilirdi. Ama CHP’li başkanlar bu merkezleri halkın hizmetine sundu" dedi. CHP İl Kadın Kolları MYK üyesi Perihan Yardımcı ise yaptığı konuşmada "İzmirli kızlarla alıp veremedikleri ne? Onları rahatsız eden İzmir’in kızlarının yüz güzelliği değil yaşam biçimi, hayata bakışları ve yürekleridir. Varsın İzmirli kızlara ’çirkin’ desinler. Bizler İzmir’i onların çirkinliklerine teslim etmeyeceğiz" dedi.

12 Kas 2016

Amerika'da Trump karşıtı gösteride ilk ölüm!

Tüm dünya Amerika'daki başkanlık seçimini Trump'ın kazanmasıyla büyük bir şok yaşadı. Trump karşıtı Amerikalılar yaşadıkları şokun ardından protesto gösterilerine başladı. Bu protestolarda ilk ölüm haberi geldi.
Amerika'da Trump karşıtı gösteride ilk ölüm

ABD'nin batı eyaletlerinden Oregon'un en büyük kenti Portland'da seçim sonuçları belli olur olmaz başlayan ve daha sonra şiddete dönüşen protestolarda, bir gösterici vuruldu.

REUTERS: 1 GÖSTERİCİ ÖLDÜRÜLDÜ

İngiliz haber agjansı Reuters haber ajansı, bu gece yine sokaklara dökülen kalabalık Morrison Köprüsü'nden geçerken açılan ateşte bir protestocunun vurulduğunu son dakika olarak duyurdu.
 


OTOMOBİL VE MAĞAZA CAMLARINI KIRMIŞLARDI

ABD'de Cumhuriyetçi aday Donald Trump'ın seçimi kazanmasıyla ilk gösteri Portland'da düzenlenmişti. Gittikçe büyüyen protestolarda dün gece bazı eylemciler otomobil ve mağazaların camlarını kırmıştı.

Polis, aralarında yol kapatmaya çalışan protestocuların da bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı. ​

POLİS TWİTTER'DAN DUYURMUŞTU

Protestoların bir ayaklanmaya dönüştüğünü açıklayan Portland polisi, göstericilere karşı biber gazı ve plastik mermi kullanacağını Twitter hesabından duyurmuştu.
 

8 Kasım'da gerçekleşen ABD'nin tarihi seçiminde, Cumhuriyetçi aday Donald Trump Demokrat Parti adayı Hillary Clinton'ı sandıkta yenerek ülkenin 45'inci başkanı seçilmişti.

*NOT MY PRESİDENT

Amerika'daki göstericiler Not my president (Benim başkanım değil) slogan ve dövizleriyle protestolara katılıyor.

                      

9 Kas 2016

AB Türkiye Raportörü: İlişkileri dondurmak vereceğimiz tek yanıt!

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun, bugün Türkiye ile ilgili 'en olumsuz' İlerleme Raporu açıklanırken, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri, "İlişkileri dondurmak vereceğimiz tek yanıt" dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Piri'ye jet tepki verirken, AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik de İlerleme Raporu'nu eleştirdi.

Avrupa Birliği'nin en olumsuz (AB) İlerleme Raporu bugün açıklandı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri "İlişkileri dondurmak vereceğimiz tek yanıt" ifadelerini kullandı.

ÇAVUŞOĞLU: TEHDİTVARİ BİR ŞEKİLDE İLİŞKİLERİ SÜRDÜREMEZSİNİZ

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuya ilişkin, "Defalarca AB Türkiye'yi oyalarken, Türkiye'ye yönelik mesnetsiz suçlamalarda bulunurken, Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye'yi tam üye olarak istemiyorsanız bize net bir şekilde söyleyin bizi oyalamayın dedi. Bizimle böyle tehditvari bir şekilde ilişkilerinizi sürdüremezsiniz. Ne yapmak istiyorsanız kararınızı verin. Durdurmak istiyorsanız durdurun, sürdürmek istiyorsanız buna hazırız" ifadelerini kullandı.

BAKAN ÇELİK: AB, SADECE BİLDİRİ YAYINLAYAN BİR KURUMA DÖNÜŞTÜ
                   
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Komisyonu'nun yarın yayınlayacağı Türkiye İlerleme Raporu'na ilişkin basın toplantısı düzenledi
                 

Çelik'in açıklamasından satır başları şu şekilde:

"Avrupa Komisyonu'nun 2016 yılı Türkiye raporu bugün açıklandı. Türkiye için hazırlanan ilerleme raporlarının 19'uncusu. Bu eleştirileri doğal ve meşru karşılamak lazım. Bu eleştiriler doğru mudur ve eleştirilerin kalitesi önemlidir. Yapıcı eleştirilerin daha çok değerlendirmeye alınması gerektiğini düşünüyoruz. Yapıcı eleştiriler olursa biz bütün ülke raporlarını yararlanacağımız zeminler olarak değerlendiririz. Eğer objektif dille yazılmışsa biz her zaman bundan yararlandık. Bu raporun yayınlanmasının öncesinde de Komisyon nezdinde yoğun bir çaba sarf ettik objektif ve yapıcı olsun diye. Ancak ciddi bir şekilde objektif değerlendirmeden uzak bölümler var."

"Raporun son bir yıllık dönemi, dünya tarihinde eşi benzeri görülmedik konuların gündemde olduğu tartışmaların gündemde olduğu bir dönem olmuştur. Son bir yıl içinde pek çok terör örgütünün saldırısıyla karşı karşıya kaldık. FETÖ darbe girişimiyle darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Bu AB için de yeni bir vizyon için bir fırsattı. Bunun iyi değerlendirilemediğini görüyoruz. Darbe girişimi sırasında Türk halkı demokrasiye sahip çıkma olarak birinci sınıf kaliteye sahip olduğunu göstermiştir."

"AB'nin nasıl bir vizyon ortaya koyacağı bakımından bu rapor çok önemliydi. Bu rapordan başka ülkeler içinde umut kaynağı olan değerlendirmeler ortaya çıkabilirdi. Ancak o güçlü perspektiften çok uzak bir AB var. Maalesef kurumların başında son derece yetersiz bazı kimseler var. AB yeterince gelecek perspektifi üreten bir kurum değil. Bu yılki raporun Türkiye'nin AB birlikteliğini pekiştiren bir tarafı olması çok önemliydi."

'AB SADECE BİLDİRİ YAYINLAYAN BİR KURUMA DÖNÜŞTÜ'

"AB sadece bildiri yayınlayan bir kuruma döndü. Bizim işimiz söz değil eylem, faaliyet üretmek. Yapıcı ve yol gösterici olmaktan uzak bir raporla karşı karşıyayız. Türkiye'yi doğru anlama konusunda pek çok değerlendirme eksikliği söz konusudur."

"AB'ye ait değerler hepimizin paylaştığı ortak değerledir. Bütün dünya açısından izlenmesi gereken bir birliktir. Karşımızdaki tablo, gerek vizyon, gerek siyasi pratiklerin üretilmesi bakımından yetersizdir. Bu rapor Türkiye AB ilişkilerine hizmet etmeyen bir yapıdadır. Katılım müzakerelerimizde nasıl ilerleyeceğimizi ifade etmeyen, blokajların arkasına saklayan, somut öneriler olmayan retorik bir düzeyde kalıyor. Siyasi pratikler konusunda yeterince ilerleme sağlayamıyorlar.

"Türkiye ile AB arasında çok daha yüksek düzeyde iş birliği olması gereken bir dönemden geçiyoruz. Kuşkusuz AB'den bu ilerleme raporunda FETÖ'nün darbe girişiminin kınanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Anayasal kurumlara verilen desteği teşekkürler karşılıyoruz. FETÖ'ye yönelik yürütülen çok yönlü mücadelenin yeterince anlaşılamadığını ifade etmek isterim. Bu mücadeleyi sapık bir dini anlayış temelinde, Türkiye'nin hukuk düzenini ortadan kaldırmak isteyen bir yapıya karşı veriyoruz."

'ALDIĞIMIZ TEDBİRLERİN HEPSİ ORANTILI TEDBİRLERDİR'

"Aldığımız tedbirlerin hepsi orantılı tedbirlerdir. Bu doğru düzgün anlaşılamamıştır."

"FETÖ'nün bizim önümüze yargıçlar, gazeteciler gibi meşru kimlikler adı altında bir sorguya dönüştürülmesini kabul etmiyoruz. Nazileri geride bırakabilecek bir terör örgütüdür. Alınan tedbirlere ilişkin ifade edilen endişelerin hepsinin yersiz olduğunun altını çiziyoruz. Bunların hepsi evrensel hukuka uygundur."

"FETÖ'yle mücadeleden vazgeçilmesi kesinlikle söz konusu değildir. AB kurumlarına FETÖ'nün doğru anlaşılması için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Bütün yükümlülüklerimize bağlıyız. Bunları kendi siyasal pratiklerimizin etkin bir unsuru olarak sürekli güncelliyoruz. Terörle mücadelemizin hukuka aykırı olduğunu kimse söyleyemez."

"Eğer hukukun üstünlüğü ilkesi söz konusuysa, eğer elimizdeki çerçeve belgesine baktığımızda hukukun üstünlüğüne birebir riayet ediyoruz."

'SON YILLARDAKİ REFORMLARDAN OLUMLU BAHSEDİLİYOR'

"Raporda son yıllardaki reformlardan genel olarak olumlu bahsediliyor. Bu raporun iyi tarafı. Biz kaliteli reform yapmakla her zaman doğru bir ilişki kurduk. Yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü gibi konularda gerçekçi olmayan tarafları var raporun. Türkiye özgürlük ekseninde çok ciddi reformlara imza attı. FETÖ gibi yapılar karşısında özgürlük-güvenlik dengesini daha da geliştirmesi konusunda teşvik etmelerini beklerdik."

"Önlerine belge koymamıza rağmen ifade özgürlüğü konusunda benzer bir yaklaşım üretiyorlar. Türkiye söz konusu olunca teleskop kullanmayı tercih ediyorlar. Dedik ki darbe girişiminden bir müddet önce bir profesör tv'de diyor ki albay olsaydım keşke ülkeme daha iyi hizmet ederim, yakında anlarsınız diyor. Bu ismi akademisyen olarak getirmeyin dedik. Başka FETÖ'ye yakın şahıs, Cumhurbaşkanını mutlaka yargılayacaklar, halkı sokağa davet etmesi doğru değildir diyor. Sakın bizim önümüze bu şahsı gazeteci olarak getirmeyin dedik. Gerçek akademisyen ve gazetecilere hakaret etmiş olursunuz bunu kabul etmeyiz dedik."

'ORANTISIZ GÜÇ İFADESİNİ KABUL ETMİYORUZ'

PKK ile mücadelede orantısız güç kullandığımıza dair ifadeyi kabul etmiyoruz.

"İfade özgürlüğü ve basın hürriyetinden bahsettiğinizde dünyanın hiçbir yeri bu konuda mükemmel değil. Biz bu konuda varoluşsal mücadele vermiş bir siyasi kadroyuz. Eğer Türkiye'de terör ve şiddeti öven kışkırtan söylemler karşısında AB bizim müsamaha göstermemiz gerektiğini söylüyorsa bu AİHM'e aykırıdır, saldırıdır."

"PKK terör örgütüyle ilgili ifadeler. PKK ile mücadelede orantısız güç kullanıldığı ifadesini kabul etmiyoruz. Bu ifade rapora nasıl girmişse, utanç kaynağıdır. 65 ülkenin uçağı, kara harekatı DAEŞ'e karşı mücadele ediyor. Çıksınlar rapor yayınlasınlar, bu unsurların orantısız davrandıklarına dair. Bu söz, PKK konusundaki kınamalarda, ama kelimesini kullanmadan cümle kuramayan AB kurumlarının vizyonsuzluğunun tescilidir. DEAŞ konusundaki hiçbir ama'ya tahammül edemiyorlar ve doğrudur. Ama PKK da DEAŞ kadar vahşi bir terör örgütüdür. AB içerisindeki bazı siyasetçilerin PKK terörünün tehlikesini anlama konusunda vizyonsuzlukları veya PKK'ya duydukları sempatiyi ortaya koymaktadır. Schulz Türkiye'ye gece gündüz eleştiri yöneltiyor. Neden AP'nin PKK sergileriyle ilgili herhangi bir açıklamasını duyamıyoruz Schulz'un? Bu açıklamaların doğrudan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ruhuna aykırı olduğunu ifade ediyorum. Türkiye'yle ilgili ilerleme raporunda PKK ile ilgili değerlendirmelerin hepsi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır."

'BU CÜMLENİN ARKASINDAKİ MANTIĞI DA GÖRÜYORUZ'
"Bazı şehirlerde savaşa benzer koşullardan bahsediyorlar. Bu cümlenin arkasındaki mantığı da görüyoruz: Sanki Türkiye'de bir iç savaş varmış gibi ifade kullanılıyor. HDP sözcüsü de en son olaylarda bu sözü kullandı. Bu ilerleme raporu tarihe geçecek belgelerdir. PKK'nın resmi söylemlerinin raporda olması üzücüdür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine saldırıdır bu. AB hukuku PKK'yı açık bir şekilde terör örgütü olarak kabul etmektedir."

"HDP'li vekillerin tutuklanmasıyla ilgili objektif değerlendirme yapamıyorlar. Gözaltı kararları, dokunulmazlıkları kaldırılan bazı vekillerin terör propagandası yapması, kimilerinin doğrudan terör örgütüne destek vermesi, malzeme taşımanın içerisinde olması, halkın bazı kesimlerini ayaklanma için kışkırtan bunlar herkesin gözünün önünde olmuştur. Milletvekilliği makamına dönük, parlamentonun dokunulmazlığına dönük bir tavır yoktur. Teröre destek vardır."

"AB'den sık sık kaliteli siyasi çözüm sürecine dönüş deniyor. Türkiye'de çözüm süreci meselesi çok net bir biçimde askeri vesayetin ve yargı vesayetinin, bu PKK ve HDP içinde sabote edilmesine rağmen, AK Parti tarafından dirayetle uygulanmıştır. Biz bu süreçte, PKK'nın bu milletin tamamına düşmanlık yapacak şekilde hendekler kazıp silahlar durdurduğunu net bir biçimde gördük."

*****

WSJ: AB, MÜZAKERELERİ DONDURMAYI GÖRÜŞÜYOR
Bu arada Amerikan Wall Street Journal gazetesi ise dünkü haberinde, darbe girişimi sonrası hükümetin aldığı önlemler nedeniyle yaşanan gerginliği gerekçe göstererek, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile müzakereleri dondurmayı görüştüğünü yazmıştı.

Haberde, “Başarısız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası hükümetin aldığı önlemler tansiyonu yükseltirken, Avrupa Birliği, Türkiye ile 10 yılı aşkın süredir devam eden üyelik müzakerelerini dondurmayı mütalaa etmeye başladı” denildi.

Gazete, “AB’ye girmenin iki temel kriteri demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusundaki sıcak eleştiriler ortasında”, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile üst düzey AB yetkililerinin üyelik görüşmelerine devam etmenin gerekliliğini tartışır hale geldiğini öne sürdü.

'PAZARTESİ GÜNÜ MASAYA YATIRILACAK' İDDİASI

WSJ, 28 AB ülkesinin dışişleri bakanlarının Pazartesi günü Brüksel’de yapacakları toplantıda, Türkiye ile ilişkilerin ve müzakereleri dondurup dondurmama tartışmasının ilk kez masaya yatırılacağını yazdı.

Gazete, “Bununla birlikte, karlı mülteci anlaşmasını tehlikeye atacak ve Batı’nın IŞİD ile mücadelesi kritik bir noktaya gelmişken Ankara ile ipleri daha da fazla gerecek bu sert adımı (üyeliği dondurma) atıp atmama konusunda AB hükümetleri görüş ayrılığı içinde” dedi.

Haberde, komisyon başkanı Jean-Claude Juncker’in “Türkiye ile üyelik görüşmelerini dondurmak büyük bir dış politika hatası olacaktır” sözleri hatırlatıldı.

5 Kas 2016

Selahattin Demirtaş Edirne'ye helikopterle götürüldü!

HDP'ye operasyonda dün tutuklanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın önce uçakla İstanbul'a oradan da helikopterle Edirne'deki F Tipi cezaevine götürüldüğü ortaya çıktı.
Selahattin Demirtaş Edirne'ye helikopterle götürüldü
TBMM’de dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından haklarındaki soruşturmalar kapsamında ifade vermeye gitmeyen HDP’lilere yönelik önceki gece yarısı operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekili tutuklandı. 2 vekil yurtdışında, 1 vekil ise aranıyor. Sırrı Süreyya Önder dahil 3 vekil ise serbest bırakıldı.

DEMİRTAŞ GECE 01.30'DA GÖZALTINA ALINDI

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise Diyarbakır’daki evinde gözaltına alındı. Demirtaş, saat 01.30’da “Diyarbakırda evimde zorla gözaltına alınma kararı ile emniyet yetkilileri kapımda” tweet’ini attı.

                                             

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, tutuklanmaları istemiyle sevk edildikleri Diyarbakır 2’nci Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandılar. Bingöl’e götürülen İdris Baluken, sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklandı.

Bu arada Baluken’in tutuklanmasına gerekçe olan fezlekeleri hazırlayan eski Savcı Ahmet Karacan’ın, MİT TIR’ları davası kapsamında yargılandığı ortaya çıktı.

HDP’li vekiller Leyla Birlik, Nursel Aydoğan, Gülser Yıldırım, Ferhat Encü, Selma Irmak ile Abdullah Zeydan da tutuklandı.                              


DEMİRTAŞ HELİKOPTERLE EDİRNE'YE GÖTÜRÜLDÜ

Tutuklama kararları sonrasında Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Gülser Yıldırım, Diyarbakır Havalimanı'nandan uçakla Kocaeli’nin Kartepe İlçesi’nde bulunan Cengiz Topel Havaalanı’na getirildi. Yüksekdağ daha sonra geniş güvenlik önlemi altında Kandıra'daki F tipi cezaevine götürüldü. Demirtaş ise bir süre burada bekletildikten sonra, polis helikopterine alınarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne götürüldü.



4 Kas 2016

AK Partili başkan yardımcısı öldürüldü!

Sakarya'da AK Parti Kocaali İlçe Başkan Yardımcısı Burçin Öngören, aralarında husumet olan bir kişi tarafından tabancayla vurularak öldürüldü.

AK Parti Kocaali İlçe Başkan Yardımcısı Burçin Öngören daha önceden arasında pazar yerinde tezgah sınırı yüzünden tartıştığı A.İ. isimli kişi ile Gümüşoluk Mahallesi'nde karşılaştı. Aralarında husumet bulunan Burçin Öngören ile A.İ. tartışmaya başladı.

Tartışmanın büyümesi üzerine A.İ. yanında bulunan tabancası ile Öngören'e 4 el ateş etti. Ağır yaralanan Öngören, çevredekilerin haber vermesiyle olay yerine gelen 112 ambulansı ile Kocaali İlçe Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Güngören hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılmazken, A.İ. isimli kişi ise kayıplara karıştı.

Olay yerinde inceleme yapan jandarma, saldırganı yakalamak için çalışma başlattı.
                       
İHA

HDP'ye operasyona ABD'den ilk tepki!

Amerika'nın Ankara Büyükelçiliği HDP'ye yönelik operasyonla ilgili Twitter adresinden bir açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Demokrasilerin, seçilmiş MV'lere karşı yasal işlemde bulunurken, bu işlemi haklı çıkarma ve adalete güveni koruma üstün görevi var.

Türk hükümetinin HDP liderlerini ve diğer mv’leri tutuklayıp, internete erişimi engellemesidost&müttefik olarak bizi derinden rahatsız etti.

Serbest bırakılan Sırrı Süreyya Önder'den ilk açıklama!

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakimlik sorgusunun ardından adli kontrol şartı konularak serbest bırakıldı. Serbest kaldıktan sonra açıklama yapan Önder, ''Bu sivil, siyasi iradeye vurulmuş çok önemli bir darbe'' yorumunda bulundu.

Ankara’da gözaltına alınıp Diyarbakır’a getirilen HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, sevk edildiği Adliye’de savcının tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine çıkarıldı. Sulh Ceza Hakimliği, Sırrı Süreyya Önder’i adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Önder’e ayrıca yurtdışı yasağı konuldu.

Serbest kaldıktan sonra BBCTürkçe'ye açıklama yapan Sırrı Süreyya Önder, "Bizim için çok fazla bir anlam da ifade etmiyor (Serbest bırakılmak). Bütün arkadaşlarımız tutuklanmaya başladılar. Bu sivil, siyasi iradeye vurulmuş çok önemli bir darbe ve ortak yaşam umudumunu çok körelten bir şey. Duygularım şu anda bundan ibaret" dedi.

HDP'den ilk açıklama!

HDP Eş Genel Başkanları ve vekillerinin gözaltına alınmasının ardından HDP bu sabah saat 10:00'da açıklama yapacaktı. Ankara Valiliği, HDP Genel Merkezi'ne giriş çıkışları durdurdu. Bu nedenle açıklama iptal edildi. Bunun üzerine parti önünde HDP Kars Milletvekili ve Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen açıklama yaptı. Daha sonra 4 HDP'li milletvekili de Facebook'tan canlı yayında konuştu.

Ankara'da HDP Genel Merkezi'nin bulunduğu Tahran Caddesi iki noktadan Çevik Kuvvet tarafından barikatlar ve TOMA'larla kapatıldı. Yalnızca HDP’li milletvekilleri ve MYK üyelerinin geçmesine izin veriliyor. Aysel Tuğluk HDP Genel Merkezi dışında bekleyen İnsan Hakları Derneği Üyesi bir grupla görüşmek için barikatın dışına geldi. Partiye dönüşünde ise aranarak içeri girebildi. Tuğluk, bu gelişi esnasında yolun Valilik kararıyla kapatıldığı bilgisinin kendilerine verildiğini söyledi. Saat 10.00’da yapılacak basın toplantısı, gazetecilerin de partiye girişine izin verilmemesi nedeniyle iptal edildi. Bunun üzerine HDP’den yeni bir açıklama yapılarak, basın toplantısının saat 11.30’da Kars Milletvekili, Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen tarafından Meclis’te yapılacağı duyuruldu.
                        

GRUPLARIN TOPLANMASINA İZİN YOK

Polis barikatların bulunduğu noktada grupların toplanmasına izin vermiyor. Sabah saatlerinde HDP’ye gelen İnsan Hakları Derneği Üyesi grup, polis tarafından barikatın bulunduğu noktadan yaklaşık 500 metre daha öteye uzaklaştırıldı ve dağılmaları istendi. Kapatılan noktada gazeteciler bekleyişini sürdürüyor.

ESKİ BAKAN PARTİYE GİRDİ

AB eski Bakanı, HDP’li Müslüm Doğan’ın, polis barikatından parti genel merkezine girişine izin verildi. Doğan gazetecilere yaptığı kısa açıklamada durumu şöyle değerlendirdi: “Bu bir cinnet halidir. Türkiye siyasetinin en önemli partisinin eşbaşkanına yapılan bu durum hükümetin cinnet halidir. Ülke barışını tehlikeye sokmuştur. Derhal vazgeçilmesi gerekir.”

GECEDEN BERİ TOPLANTI

Bu arada HDP Genel Merkezinde bulunan milletvekili ve MYK üyelerinin geceden bu yana toplantı halinde olduğu öğrenildi.

AYHAN BİLGEN PERİSCOPE'TAN AÇIKLAMA YAPTI

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, genel merkezin bulunduğu binanın önünde Periscope'tan bir açıklama yaptı.

Bilgen'in açıklamaları şöyle: "Türkiye’nin ileri demokrasisinde parti genel merkezimizde basın toplantısı düzenleyemediğimiz için, basın mensupları sokaktan içeriye bile alınmadıkları için, ne yazık ki parti binamızın önünde sosyal medya yoluyla sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Biz Türkiye’nin 7 Haziran’dan sonra darbe sürecine girdiğini söyledik şimdiye kadar. 15 Temmuz’da başlamadı. 15 Temmuz öncesinde parlamentoda çıkarılan kararlar, milletvekillerinin yargılanması başta olmak üzere bu darbe sürecinin önemli bir parçasıydı. 15 Temmuz sonrasında olanlar da gösteriyor ki, gerçekten de 15 Temmuz’u Allah’ın lütfu olarak gören zihniyetin hedeflediği tam da buymuş.

'ARKADAŞLARIMIZIN YARGIDAN KAÇMA DERDİ YOK'

Dün gözaltına alınan arkadaşlarımızın yargıdan kaçma diye bir derdi yok. Biz bu ülkede darbe koşullarının herkes tarafından görülmesini, bütün dünya tarafından bilinmesini istediğimiz için ifadeye gitmedik. Dolayısıyla da bir kaçma yaklaşımıyla olayı değerlendiren havuz medyası sadece kirli propagandasına, karalama kampanyasına devam ediyor. Darbe koşullarını bu ülke eninde sonunda aşacak Geçmişte de darbeler yaşandı. Geçmişte de siyasetin önünü kesen engellemeler, müdahaleler yapıldı. Ama o günler nasıl geçtiyse, bugünler de geçecek. Fakat Türkiye tarihine, siyaset tarihine bir kara leke olarak geçecek. Biz, ifadeye çağrılan arkadaşlarımız ve bugüne kadar gözaltına alınan bütün yöneticilerimize karşı tutumu bir tasfiye girişimi olarak görüyoruz. Bir siyasi linç, bir kuşatma ve baskı, faşizan rejimin ayak sesleri olarak görüyoruz. Bundan sonrasında bu sürecin geleceğini belirleyecek olan şey, demokratik çevrelerin, sivil toplumun, uluslararası kamuoyunun Türkiye’de barıştan demokrasiden yana olan kamuoyunun sesini yükseltmesi olacak. Buna boyun eğmeyeceğimizi, bize oy veren herkesin, bizim duruşumuzu tavrımızı önemseyen herkesin sergileyeceği tavırla bu faşizan baskıyı püskürtmesini istiyoruz. Dolayısıyla herkesi dayanışma içerisinde olmaya çağırıyoruz. Genel merkezimize ziyaretler engelleniyor, genel merkezimize basının gelmesi bile engelleniyor ama biz her şeye rağmen sesimizi duyurmaya devam edeceğiz ve halkımızı da sesini yükseltmeye, tavrını koymaya ve bu faşizan tutumu ortadan kaldıracak bir kararlılıkla, dirayetle bir tavır koymaya davet ediyoruz"

4 MİLLETVEKİLİ FACEBOOK'TAN CANLI YAYINLA AÇIKLAMA YAPTI

Daha sonra ise HDP'li milletvekilleri Ayhan Bilgen, Mithat Sancar, Osman Baydemir ve Hişyar Özsoy, kameralar önüne geçip açıklama yaptı. Mithat Sancar, "Gözaltıların hukuki gerekçesi nedir. Bir anlamı yok. Bu bir hukuk süreci, bu bir yargı süreci değildir. Siyasi darbe operasyondur. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tartışmalar sürecinde bunun yeni bir dönemeç olacağının altını çizmiştik. Hem Meclis'teki partileri hem kamuoyunu bilgilendirmek istemiştik. Ancak Meclis içinden olumlu bir cevap gelmedi. 12 Eylül'de bile bu olmadı. 15 Temmuz'da bu Meclis'e atılan bombalarla bugün partimize yapılan operasyon arasında zerre kadar fark yoktur. Dün akşamdan beri Meclis'e, demokratik siyasete, ülkenin kalbine bombalar atılıyor. Bizi yıldıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. HDP'de hiçbir parti görevlisinin boyun eğmesi söz konusu olmaz" diye konuştu.

CADDE TRAFİĞE KAPATILDI

HDP Genel Merkezi'nin bulunduğu Tahran Caddesi iki yanından polis barikatı ile trafiğe kapatıldı. Caddeye yalnızca milletvekilleri ve MYK üyelerinin geçişine izin veriliyor. Polis zaman zaman toplanan kalabalıkları da uyararak barikatın bulunduğu noktanın da yaklaşık 500 metre ilerisine gönderiyor.



RIZA ÖZEL / HÜRRİYET

2 Kas 2016

Figen Yüksekdağ'ın 10 aylık hapis cezası onandı!

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın 'terör örgütü propagandası yapmak suçundan çarptırıldığı 10 ay hapis cezasını Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesi onadı. Suç terör kapsamında olduğu için Yüksekdağ'ın 7.5 ay hapis yatması gündeme geldi.

İstanbul'da 2012'de el yapımı bombanın patlaması sonucu MLKP terör örgütü üyesi 25 yaşındaki Yasemin Çiftçi ölmüş, Adana'ya getirilerek gömülmüştü. 13 Şubat'ta ise aralarında Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu 40 kişi, mezar başında Yasemin Çiftçi'yi anma etkinliği düzenlemişti.

Terör örgütü lehine sloganların atıldığı anma etkinliğiyle ilgili soruşturma başlatan Cumhuriyet Savcılığı, Figen Yüksekdağ ile birlikte 7 kişi hakkında 'terör örgütü propogandası yaptıkları' iddiasıyla 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Adana 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Figen Yüksekdağ kendini şöyle savundu:

"Yasemin Çiftçi'nin cenaze törenine, kendisinin her hangi bir terör örgütü üyesi olduğunu bilmeden, sadece sosyalist kimliği nedeniyle, benim de sosyalist olmam ve siyasi bağlılığım ve manevi, insani amaçlarla katıldım. Törende terör örgütü lehine slogan atılmadı, beraatimi istiyorum."

Mahkeme heyeti yargılamanın sonunda, Figen Yüksekdağ ile birlikte Sabahattin Pişkinbaş, Dilek Keskin, Soner Geçgel, Hasan Köse, Meriç Solmaz ve Murat Akıncı'ya terör örgütü propagandası yaptıkları gerekçesiyle 10'ar ay hapis cezası verdi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını onadı.

Figen Yüksekdağ'ın avukatlarından Sevil Aracı Bek, "Yargıtay cezayı onadı ama karar henüz yerel mahkemeye gelmedi. Karar mahkemeye ulaştıktan sonra, mahkeme savcılığa yazı yazarak gereğinin yapılmasını isteyecek. Normalde 10 aylık hapis cezasının yatarı yok ama, terör suçundan ceza verildiği için 10 aylık hapis cezasının 7.5 ay yatarı var" diye konuştu.



DHA