ANASAYFA       SONDAKİKA       GÜNDEM       MAGAZİN       SİYASET       SPOR

20 Nis 2017

İlker Kaleli ve Beren Saat'in rol alacağı filmde partner krizi!

İlker Kaleli, Beren Saat’le başrolü paylaşacağı “Tren” filminin çekim tarihi değişince projeden ayrıldı. Yapım şirketi şimdi Saat’e eşlik edecek yeni bir erkek oyuncu arayışında.
                              
“Poyraz Karayel” dizisinin final yapmasının ardından sevgilisi Burçin Terzioğlu’yla uzun bir tatile çıkan İlker Kaleli, tatil dönüşü “Tren” filmi için kamera karşısına geçecekti. Ancak mayıs ayında yapılacak çekimler ileri bir tarihe ertelenince planlar değişti. İlker Kaleli, aynı tarihlerde çekilecek başka bir projeyle de anlaşma yaptığından filmin kadrosundan ayrılmak zorunda kaldı. Yapım şirketi “Tren”de başrolü üstlenen Beren Saat’e yeni partner arayışına girdi.

BİR YOL HİKAYESİ

Ozan Açıktan’ın senaryosunu İsveç yapımı bir sinema filminden esinlenerek yazdığı “Tren”de hikaye bir tren vagonunda geçecek. Açıktan, bir kadın ve bir erkeğin yolculuk hikayesini beyazperdeye taşıyacak filmin yönetmen koltuğunda da oturacak. “Tren”in yapımcısı ise BKM.

22 Tem 2016

Beren Saat hamile mi?

Ünlü şarkıcı Kenan Doğulu ile başarılı oyuncu Beren Saat, bebek bekledikleri iddiasını yalanladılar.



Şu günlerde sanat dünyasında kulaktan kulağa dolaşıyor bu konu... Hayal kırıklığı yaratan 'Kösem Sultan' dizisinin ardından Beren Saat, kendisine teklif götüren yapımcılara "Dinlenmek istiyorum. Dizi yapmayacağım" dedi.

Kenan Doğulu ile Beren Saat, 29 Temmuz 2014'te Los Angeles'ta evlenmişti. Şu anda Amerika'da olan çiftin bebek beklediği iddia edildi. Anne olmak için tedavi gören Beren Saat'in, hamile kaldığı ve sevinçten havalara uçtuğu belirtildi. Ancak çift, çocuk dedikodusunu yalanladı ve olayı mahkemeye taşıyacaklarını açıkladı.

Ünlü çift, Kenan Doğulu'nun 30 Temmuz'da Harbiye Açıkhava'da vereceği konser için Türkiye'ye dönecek.

7 Mar 2016

Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan ve Gecenin Kraliçesi bitiyor!


Bir türlü dikiş tutturamayan Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan ve Gecenin Kraliçesi dizileri bitiyor.

Dün akşam Uçankuş TV’nin ‘İki Kadın Arasında’ programında Kösem Sultan’ın kesin olarak 26. bölüm sonunda, ‘Gecenin Kraliçesi’nin ise 15. bölüm sonunda biteceği açıklandı.

Dört yıl boyunca ekranda fırtınalar estiren Muhteşem Yüzyıl’ın devamı olarak çekilen Kösem Sultan dizisi, yüksek beklentiyi karşılamamıştı. Hülya Avşar’ın 10 yıl aradan sonra Safiye Sultan karakteriyle seyirciyle buluştuğu dizi, dev bütçesi ve güçlü prodüksiyonuna rağmen ilk bölümünden itibaren düşük reytingler aldı. Birinci Ahmet karakterine hayat veren Ekin Koç’un düşük performansı nedeniyle eleştiri oklarına hedef olduğu dizinin ilk bölümlerinde Kösem Sultan’ı 17 yaşındaki Anastasia Tsilimpio canlandırmış ancak reytingler kötü gidince hemen acil önlem alınmıştı.


Dizinin hikayesi hızlandırılmış ve Kösem Sultan karakteri için anlaşılan Beren Saat, 7. Bölümde apar topar dizi ekibine katılmıştı. Güzel oyuncu, sadece dizinin rol aldığı ilk bölümünün reytinglerini yüzde 20 oranında artırabilmiş, daha sonraki haftalarda izlenme oranı yine düşmüştü. Projenin bir önceki versiyonunda rol alan Meryem Uzerli’nin yeni dizisi Gecenin Kraliçesi’nde olduğu gibi Kösem Sultan’ın da yurtdışı satışları 1 yıl öncesinden yapılmıştı. Bu nedenle Kösem Sultan düşük reytinglerine rağmen yayında kaldı. Ancak dizinin yayıncı kanalı Star TV, sonunda noktayı koydu ve anlaşmasının bittiğiKösem Sultan’ı 26. Bölümde kesin olarak bitirme kararı verdi. Bu hafta 17. Bölümüyle seyirciyle buluşacak olan Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan, 12 Mayıs’ta ekran ömrünü tamamlayacak.



İKİ BÖLÜM DAHA UZATILDI 


Meryem Uzerli'nin kötü giden reytingleri nedeniyle başrolünü oynadığı Gecenin Kraliçesi’nin de 13. Bölümde final yapacağı ortaya çıkmıştı. Türk Arap ortak yapımı şirket, dizi henüz çekilmeden yurtdışı satışlarını yaptığı için son dakika bir değişiklik yaptı. Gecenin Kraliçesi'nin 2 bölüm daha uzatılmasına karar verildi. Yani büyük umutlarla başlayan Gecenin Kraliçesi, 13. Bölümünün yayınlanacağı 5 Nisan'da değil, 15. Bölümünün yayınlanacağı 19 Nisan'da ekrana veda edecek.

24 Oca 2016

Reytingleri Günden Güne Eriyen Muhteşem Yüzyıl Kösem'e Şok Ceza!


RTÜK, Muhteşem Yüzyıl Kösem'de Şehzade Mustafa'nın zindana atılma sahnesinin, duygusal şiddete varacak şekilde ekrana taşınması nedeniyle Star TV'ye ceza kesti.

Reytingleri günden güne eriyen Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisine bir şok daha! RTÜK gelen şikayetler üzerine 'Muhteşem Yüzyıl Kösem' adlı dizi nedeniyle Star TV'ye ceza kesti.

"HAKKINDA ABİSİ SULTAN AHMET TARAFINDAN ÖLÜM FERMANI ÇIKARILAN ŞEHZADE MUSTAFA..."

RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi uzmanlarının hazırladığı rapora göre, 'Muhteşem Yüzyıl Kösem' adlı dizide oğlunun öldürüleceğini anlayan Halime Sultan'ın, Şehzade Mustafa'yı saraydan kaçırdığı, ancak saraf muhafızlarınca yakalanarak oğluyla birlikte zindana atıldığına vurgu yapılarak "Hakkında abisi Sultan Ahmet tarafından ölüm fermanı çıkarılan Şehzade Mustafa 4-5 yaşlarındadır. Padişah Sultan Ahmed'in Mustafa için verdiği ölüm fermanını yerine getirmek için ellerinde kalın bir iple zindana gelen yüzleri kar maskeli cellatların boğarak öldürme fermanını uygulama esnasında aynı mahzende bir başka zindan odasında bulunan Mustafa'nın annesi Halime Sultan'ın haykırışları ile korku ve endişe içerisinde ağlayan ve ne olduğunu anlamaya çalışan Mustafa arasında geçen konuşma ve görüntüler dramatik bir şekilde ekrana taşınmıştır" denildi.

7 DAKİKA SÜREN ÇARESİZLİK

Raporda, dizinin resmi ve akademik tarihten uzak popüler bir tarih anlayışı ile senaryolaştırılarak ekrana taşındığı, 7 dakika süren çaresizliğin duygusal şiddete varacak şekilde ekrana yansıtıldığı vurgulandı.
 

Uzmanların mevzuatın 8/2 hükmüne göre ceza verilmesini istediği raporda, şöyle denildi:

"Bu sahnelerin ekrana getirildiği yayın saati dikkate alındığında, küçük bir çocuğun en çok güvendiği aile bireylerinden birisi olan abisi tarafından öldürülmek istenmesini çağımız koşullarında çocukların anlaması mümkün olmadığından, çocukların ailesine olan güveni zedeleyecek unsurlar taşıyan bu yayın; çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar olup korumalı saatlerde, koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz."
 
REKLAM GELİRLERİNİN YÜZDE 1 ORANINDA PARA CEZASI KESİLDİ

Üst Kurul ise uzmanların hazırladığı raporu tartışırken cezanın, 'koruyucu sembol uygulamasına' ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılıktan dolayı verilmesini oy birliğiyle kararlaştırdı. Böylece Star TV, bir önceki ayın Reklam gelirlerinin yüzde 1'i oranında para cezasına çarptırıldı.





Milliyet

14 Kas 2015

Beren Saat'in 'Bebek'i sanat fuarında!


Beren Saat her yıl sanat eseri satın almak üzere geldiği Contemporary İstanbul'da bu kez kendisi sanat oldu. Saat'in oynadığı Aykut Cömert'in 'Bebek' videosu büyük ilgi gördü.

İstanbul’u çağdaş sanatla buluşturan Contemporary İstanbul 10. Yılında 24 ülke ve 28 şehirden toplam 102 sanat galerisine ev sahipliği yapıyor. Önceki akşam İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış davetine iş, sanat ve cemiyet hayatının tanınmış isimleri geldi.

Modern sanata ilgileriyle bilinen Beren Saat-Kenan Doğulu çifti de açılıştaydı. Her yıl olduğu gibi eserleri inceleyip satın alacaklarının listesini yapan çiftin bu yıl başka bir heyecanı da vardı. Saat’in rol aldığı yönetmen ve video sanatçısı Aykut Cömert’in ‘Bebek’ adlı eseri de fuarda sergilendi.
 

KADIN KUSURSUZ BİR BEBEK Mİ?

‘Bebek’ adlı eser, oyuncak bebeklerin kadınlara etkisini inceliyor. Oyuncak bebekteki ‘kusursuzluk’ bazen kimliği engelliyor. Kadın seyirlik bir nesneye, hatta fabrikasyon bir ürüne dönüşüyor. Cömert eserinde, Saat’in görüntüleri eşliğinde endüstriyel sesler kullanarak bu temayı güçlendiriyor. (Hürriyet)

19 Eyl 2015

Beren Saat resmen patladı!


Son dönemlerde toplumsal olaylara verdiği tepkilerle adından söz ettiren ancak bir süredir sosyal medyada sessizliğini koruyan Beren Saat, bir yazı kaleme alarak kendisi hakkındaki iddialara cevap verdi.

Sosyal medyada HDP'ye destek verdiği iddia edilen ve 'terörist' suçlamalarına cevap veren Saat, yazısını "Masum şehitlerimizi malzeme yapan leş kargalarına uymayın, içinizi öfke doldurmayın" mesajıyla noktaladı.

İşte, Saat'in sosyal medya hesabından yayınladığı yazı: 

"SEVDİKLERİMİN HUZURU İÇİN Neden sustun? Neden üzülmedin? Yine bir hesap sorma, şimdi de sosyal medya mahalle baskısı. İşte tam da bu hesap sormalar yüzünden bıraktım sosyal medya kullanmayı. Hiç biriniz galeyana gelmemişken, çoğunuzun umurunda değilken halkın içinden insanların birbirini yakmasına dayanamayıp "Bu altı üstü seçim, insan hayatından önemli mi? Artık kimseyi hedef göstermeyin n'olur....." diye bir yalvarış çağrısı yapmıştım, siyasi liderlerin giderek sertleşen üslübunun halk üzerindeki tahrip edici etkisini hissederek. Mumya gibi sarılmış, hayati risk taşıyan, 5 çocuk babası o şöförü televizyonda izlediğim gece uyuyamadım.... Siz uyuyordunuz... Ve o gün yazdıklarım yaşandı, öngörüp engel olmaya gücümün yetememesi çok acı. Mesajın altında kavga çıktı, benim yüzümden kavga etmesinler diye mesajı kaldırdım. Bu yüzden kaldırdığımı yazdım, kavga orada da devam edince onu da kaldırdım. Korktu morktu dediler desinler çok mühim değil. Benim teröristleşme meselem bundan ibaret. Sivil protesto hakkını kullanan her insan siyasi dilde zaten teröristti Gezi Olayları'ndan beri o yüzden çok ciddiye almadım. Yakılan bir Hdp Minibüsü Şöförü'ydü, benim her hangi bir paylaşımımda parti adı bir tek bu sebeple geçti; mağdur bir adamcağızı tanımlarken yaptığı işi söylemiştim. Hangi partiye oy verdiğimi hiç açıklamadım, her hangi bir parti propagandası yapmadım, benim işim değil siyaset. Ama şahsi siyasetimi tabi ki gözeteceğim; düşünecek, tartışacak, hakkımı arayacak,benim yerime alınan kararları gerektiğinde eleştireceğim. Bugün "işini yapamasın vatan haini" dediğiniz ben, en çok vergi veren ünlü kadın diye haber olduğumda vatansever madalyası hediye etmemiştiniz şüphesiz ama o vergi bir çocuğun okul sırasının yapımına mı gidiyor yoksa sefa sürmek için mi kullanılıyor takip etmek benim en doğal hakkım. Bu yüzden oyumu kullandım. Daha çok partili bir meclis, tekelleşmemiş bir siyaset sonucuna demokrasi adına sevindim. Kopenhag'da çekip paylaştığım bebeklerini üzerinde taşıyan anne kuğu resmine "üçlü koalisyon diyor hain!" yazıp küfür eden insanlarla dalga geçtim bir süre ama anladım ki seçim öncesi, sonrası kargaşası bitene kadar sosyal medyanın tadı kaçtı. Instagram'ı, güzel fotoğraf paylaşmak için kullanan esas sahipleri yeniden devralana kadar kullanmama kararı aldım, bu konuda bir basın toplantısı yapmam gerekeceğini de hiç düşünmemiştim. Ben bu süreçte hiç Twitter kullanmadım sizi açıklamalarıyla öfkeye boğan sahte hesaplardı. Bazıları dava edildi, bazıları şikayet edildi, bazı yorumlar ayıklandı ama bitirmek mümkün değil. İşte bu noktada birini infaz etmeden önce gerçek mi acaba diye bakmak herkesin kendi sorumluluğu. Sadece bu Instagram hesabıdır benim kullandığım mecra, buna paralel olarak yanında mavi tik işareti olan resmi Twitter hesabım, ve resmi Facebook hesabım buradaki paylaşımları kopyalar. Yaftalamadan hatta inanmadan önce mavi tik var mı yok mu diye bir bakmak kadar kolay aslında. Ve işte bugünden sonra anladım çocuklara doğru bilgiye ulaşmayı öğretmek ne kadar önemli. Bir kaç senedir kullandığımız bir sistem yanlış anlama üzerinden insanları bu kadar bölebiliyorsa teknoloji geliştikçe başımıza neler gelecek. Basın özgürlüğünün neredeyse hiç olmadığı Türkiye'de insanlar haber almak için can havliyle sosyal medyaya sarıldı, bunu çok iyi anlıyorum ama şimdi de tuzağa düştüler. Sahte hesaplar, troller insanları bir sürü yalana inandırıp, öfkelendirip kutuplaştırdı. Bu yaz hakkımda çıkan bir sürü magazin haberi sosyal medyadan birbirini takip edip etmemek üzerinden yapıldı. Gerçekten bu böyle miydi artık? İnsalar sadece beğenilmek veya etraftakilere duyurmak üzerinden mi yaşayacaktı? İnsan ilişkileri buraya indirgenecek ve şimdi de milyonların yaşadığı sosyal medya mahallesinin baskılarına mı maruz kalacaktık? İnsanlar kümeleşip öylesine fanatikleşti ki, demokrasinin unsurlarından biri olması gereken seçim yüzünden, öyle kızdı, öyle nefret etti ki tam da o günlere denk gelen terör eylemlerine karşı durduğunu göstermek için etrafına zarar verip, kendi terörünü yaratmaya başladı. Kimi cam çerçeve kırarak, kimi kavga ederek, hiç bir şey yapamıyorsa sosyal medyadan bir psikolojik terör yaratarak. İşte tam bu noktada benim esas terörist ilan edilme serüvenim başlıyor. Peki ne yaptım?


Çirkefleşen sosyal medayı takip etmeyi bıraktım. Oysa ki öfkenin esas yönlendirilmesi gereken yer gerçek kaynağı olmalıydı: asfalt altına mayın döşeyen hainler! Bir sabah nasıl oldu da çocukluğumdaki terör geri döndü? Neden seçim sonuçlarını takiben oldu? Bu soruları kimse sormuyor. Bizim gibi halktan her hangi birilerinin yaratamayacağı bir vahşet başımıza gelen. Siz bir oyuncudan nefret etseniz ne olacak, bir gazete yayın yapamasa ne olacak!?! Bu kaos sıkıca düğümlenen çözüm sürecinin artçı etkisi ama zamanlaması manidar(denir ya hep yine öyle). Ve belli ki daha pek de kısa olmayan bir süre bu gerçeği yaşamaya devam edeceğiz. Ülkemde yaşanan trajediye sosyal medya ekranımı karartmaktan çok daha fazlasını hissediyorum rahat olun, sezgilerim sizin kitlesel baskılara dönüştüğünüz günlerin aylar öncesinde bu olacakların kokusunu almıştı ve hikayenin en başındaki mesajı ondan yazmıştım ben. Bir süre eski günlerde olduğu gibi sadece yakınımdaki insanlarla paylaşacağım fikirlerimi, duygularımı, yasımı. İçimden geçenlerin like edilmesi gerçekten hiç umurumda değil. Yıllardır hiç tanımadığım onca insan tarafından çokça sevilmenin güzelliğini öylesine yaşadım ki... Ve o sevginin, takip etmediğim süre zarfında benim için sosyal medyada nasıl mücadele ettiğini daha dün fark ettim. Aklını, vicdanının süzgecini kullanabilen insanlar her şeyin farkında. Hepsine çok çok teşekkür ederim. Bir de kendine hükmedemeyenler var onlar Bihter'i protesto edecek kadar sürrealleşti, bir süre sonra kendileri de gülecek eminim. Biz duygusal insanlarız taşkınlık genetiğimizde var ve biraz gaza getirilince sosyal medyanın da bokunu çıkardık. Biz kahkaha atarken altına kaçıran, ağlarken kendini yerlere atan; çok sıcağa çok soğuğa dayanan; şerbeti de pul biberi de afiyetle yiyen; sadece Allah'ın referansı var diye hiç tanımadığı insanı evinde günlerce ağırlayabilen; terli bir omuza dayanıp saatlerce coşkuyla halay çeken, Eurovision'u, milli maçı ölüm kalım mücadelesine dönüştüren, gerekirse yer yatağında 7 kişi mışıl mışıl uyuyabilen, hem başta hem sonda birbirini muhakkak iki yanağından öpüp sarılan; komşusuna evini, çiçeğini, çocuğunu emanet eden; her yola çıkana su döküp arkasından dua eden insanlarız biz. Şehitlere sosyal medya üzerinden başsağlığı dilemedim diye ailemin kadınlarıyla çekilmiş bir fotoğrafımın altındaki anneler günü yazıma yorum olarak "sen de evlat acısı çek piçin için" yazan insanların ülkemin insanları olduğuna inanmak istemiyorum. Olsa olsa maaşa bağlanmış işi çirkeflik yapmak olan trollerdir diyorum. Kültürümüzün önemli öğretilerindendir: bedduanın insanın kendine döneceği!


Biz kurmayız öyle cümleler insanların evladı için. Düğünlerde her yöreden ne müzik çalsa eşlik ederiz biz, mezelerimiz çizer bizim kimlik haritamızı. Kültürler mozaiği, medeniyetler beşiği deyip deyip bu ülkeye sahip olmakla gurur duyarız biz. Deprem bölgesiyiz, taşlar bazen hareket edecek şüphesiz ama biz sahip çıktıkça o mozaik bütün kalacak. Biz sevmeyi, güvenmeyi biliriz. Tek yürek olduk demeyi, tarih yazdık maşetli gazetemizi elimize almayı pek severiz.Altı ay önce yoktu şu an içinizde biriken nefretin zerresi bile. Biraz durup düşünmek, derin bir nefes almak lazım. Terörü lanetlerken, şahsi terör eylemlerimizi yaratmamak lazım. Psikolojik terör de bir terörize etme biçimidir. Herkes düşünerek konuşmalı, yazmalı, sorumluluk sahibi davranmalı artık. Biraz sakinleşmezsek bireylerin ve toplumun iç huzurunu yeniden kurması onlarca yıl alacak. Siyasiler değişebilir ama insanımızın ruhu değişmemeli. Masum şehitlerimizi malzeme yapan leş kargalarına uymayın, içinizi öfke doldurmayın. Şehitler için edilecek bir duanız sosyal medyada bana ya da bir gazeteciye yazacağınız bir küfürden daha çok işe yarar. Hem de biraz olsun içiniz ferahlar. Sevgiyle..."



Kaynak:Posta.comtr

4 Eyl 2015

Beren Saat: Hamile değilim!

Beren Saat'ten hamilelik iddialarına yanıt Beren Saat, hamilelik dedikodularına “Minyonlar”ın galasında nokta koydu.
Beren Saat ve Kenan Doğulu’nun seslendirme yaptığı “Minyonlar”ın galası, İstinye Park’ta yapıldı. Saat, hakkındaki haberler nedeniyle gazetecilere sitem etti.
Oyuncu, “Biz çıkan haberlere dahil olmadan mekanizma işliyor. Hamile haberleri yapıldı mesela, bunlar gerçek dışı” dedi. Saat, kayınvalidesiyle ilgili sorulara da tepki gösterdi: “Yok sosyal medyadan takip etmiş, yok etmemiş. İnsan ilişkileri buralara düşmemeli.”

İlgili Haber

30 Ağu 2015

Beren Saat hamile mi?

Beren Saat- Kenan Doğulu çifti Milas Havaalanı’nda görüntülendi.
Kilo alan ve göbeği belirginleşen Saat’i görenler “Acaba bu kez hamile mi” demekten kendilerini alamadı.Gazetevatan'ın haberine göre, ‘Muhteşem Yüzyıl Kösem’ dizisinde başrol oynayacak olan Beren Saat eşi Kenan Doğulu’yla Los Angeles tatilinden döndü.Amerika dönüşü hemen Bodrum’a geçen çift, önceki gün Milas Havaalanı’nda objektiflere takıldı. Saat’in biraz kilo alması ve karnının hafifçe şişmesi yine hamilelik sorusunu akılları getirdi.Tüp bebek tedavisi gördüğü iddia edilen oyuncu, bebek beklediği haberlerini yalanlayarak “Hamilelik benimki gibi zayıf bir vücutta uzun süre saklanabilecek bir şey değil” demişti.Kendilerini almaya gelen araca binen çift, Yalıkavak’ta kalacakları otelin yolunu tuttu.